» 
Kirli Bir Oyun: Daraltılmış Bölge Seçim Sistemi
a aa
08 Ağustos 2013 0:11
Ozan AKARSU
Ozan AKARSU Kirli Bir Oyun: Daraltılmış Bölge Seçim Sistemi

Gündemin en önemli konularından biri de daraltılmış seçim sistemi.

Sisteme dair Haberler şu şekilde veriliyor sürekli. ‘’Daraltılmış bölge seçim sistemi geliyor. Baraj düşüyor.’’ Hal böyle olunca kafalar karışıyor tabi. Akıllarda da hep aynı soru. ‘’Şimdi ne olacak?’’

İzah edeyim.

Şayet bu sistem gelirse Mevcut %10 barajlı seçim sistemini mumla arayacağız. Baştan söyleyeyim.

Neden mi?

Bu seçim sistemi pek çok ülkede uygulandı ve pek çok ülkede uygulanmaya devam ediliyor. Bu sistemdeki seçim sonucunda 1. parti hükümet kurmak için yeter sayısına erişemezse koalisyona gider.

Bazen koalisyon ortaklığı kurulamaz ve seçimler yenilenmek zorunda kalır. Avrupa ülkelerinde ve pek çok dünya ülkesinde durum budur. Çünkü daraltılmış bölge ya da bir başka sistem olsa bile, birbirine yakın oy alan partiler birbirine yakın rakamlar ve oranlar ile meclise girmek mecburiyetindedirler.

Daraltılmış Bölge Seçim Sistemi’nde nüfusa göre oy verecekleri temsil edecek bir milletvekili sayısı belirlenir, ardından her biri belirli nüfusa göre bölümlenmiş seçim bölgelerine ayrılır. Verilecek oy bölgesel, verilen oy bölgesel, alınan oran bölgesel, edinilen milletvekili sayısı bölgesel, alınan sonuç bölgeseldir.

Seçime dair ‘’Şu nüfustan oluşan bir seçim bölgesinde, şu kadar milletvekili çıkarmak için, şu kadar oy sayısı ya da oran gereklidir.’’ Gibi ifadeler kullanmak, kendiliğinden bir seçim şartını ortaya çıkarır, bir düşünürseniz. Mesela 10bin nüfuslu bir seçim bölgesinde en fazla 5 vekil çıkacak. Böyle olunca partilerin ilan ettiği her bir vekil adayının en az 2 bin oy alması gerekli dediğimizde 2 bin oy almanın zorunluluğunun söz konusu olduğunu, yani kendiliğinden bir barajın ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

Avrupa’da ve pek çok dünya ülkesinde durum budur. O ülkelerdeki gerçek seçmen sayısı, seçim bölgesine göre ayrıldığında %2, %3 gibi bölgesel bir barajların kendiliğinden ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Avrupa’da bunun üzerine başka baraj konulmaz. Bu barajları aşamayan partiler de aldıkları oy oranlarına göre bizzat millet meclisinde değil, kendine has resmi bir temsilciler meclisi statüsünde siyasi hayatlarına devam ederler.

Yapılan çalışmaya göre Türkiye’nin 90 seçim bölgesine ayrılması söz konusudur. Mesela her bölgeye 5 milletvekili seçilme hakkı verseler, 450 milletvekiline tekabül eder. Bu sayı artar mı ya da azalır mı bunun için kesin bir şey söylemek imkânsız.

Bu seçim sisteminin kullanıldığı ülkelerde nüfus azdır. Oy dağılımı da belli partiler arasında olup oy oranları da birbirine yakındır. Temsili kolaylaştırma amaçlıdır ama nüfusu 100 milyona doğru koşan bir ülkede, bölgesel seçim sistemi demek, bu sistemde %2, %3 gibi kendiliğinden bir baraj oluyorken bunu %10’da tutmak, ‘’indiririm ama en fazla %7 olur demek’’ başka bir niyet taşındığını gösterir. O niyette şu olabilir;

‘’1. parti olarak %50 oyumuz var. Diğer bölgelerde karşımdaki rakipler bana karşı birleşemez, dolayısıyla oyları bölünür. Ben de onların alacağı oy sayısına rağmen (düşerse) %7 barajını geçemedikleri yerlerde kendi temsilcilerimi bol bol meclise sokar ve tek parti iktidarımı devam ettiririm!’’

Diğer bir deyişle bana oy veren %50 ile işi götürürüm.

Bana göre durum budur. Umarım sisteme dair her şeyi anlatabilmişimdir.

 

Ozan AKARSU
04.08.2013

Bu habere hiç yorum yapılmamış.

SON DAKİKA HABER

EN ÇOK OKUNANLAR

  • Malesef, bu hafta hiç haber girilmedi.
  • Malesef, bu ay hiç haber girilmedi.
  • Malesef, bu yıl hiç haber girilmedi.